Henge 2025 Koleksiyonu
Henge, merakla beklenen 2025 Koleksiyonunu geçtiğimiz Nisan ayında Milano Design Week kapsamında görücüye çıkardı. Yeni koleksiyonda iki yeni tasarımcı ile işbirliği yapan Henge, Johanna Grawunder ve Tanju Özelgin’in tasarımlarını görücüye çıkaran ve ilk kez bir Türk tasarımcı ile çalışan marka, Milano Tasarım Haftası’nın Türk izleyicileri tarafından beğeniyle karşılandı.
Henge’in daha önce birlikte çalıştığı Yabu Pushelberg’in imzasını taşıyan parçaların yanı sıra, markanın iç tasarım ekibi ve sürekli iş birliği içinde olduğu Massimo Castagna, Ugo Cacciatori ve Isabella Genovese gibi tasarımcılara ait olan tüm koleksiyon, markanın Via della Spiga 34 adresindeki etkileyici showroom’unda sergilendi.
2025 koleksiyonunda Henge, malzeme, mekân ve duygular arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayan sıra dışı tasarımlar aracılığıyla çağdaş tasarımda yeni ufuklar keşfetmeye devam ediyor.
Rafine minimalizmi ve güçlü mimari etkileriyle tanınan mimar ve tasarımcı Tanju Özelgin, Henge için tasarladığı heykelsi bir kanepe ve sandalye serisini tanıttı. Özelgin’in tasarımları, mimari etki ile minimalizmin hassas dengesini yansıtarak her bir parçanın çevresinin ritmine uyum sağlamasına olanak tanıyor.
Mimari mekânlarda ışık ve rengi deneysel kullanımıyla öne çıkan Amerikalı tasarımcı Johanna Grawunder, daha önce yalnızca koleksiyonluk tasarımlara odaklanmışken bu koleksiyonla ilk markalı iş birliğine imza atıyor. Grawunder’ın aydınlatma tasarımları; sanat, mimari ve işlev arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor. “Go-go-go” ve “Stalagmite” isimli aydınlatma elemanları, çelik ve camın dinamik etkileşimiyle mekânlara heykelsi bir varlık kazandırıyor; büyüleyici yansımalar ve renk kırılmalarıyla etkileyici projeksiyonlar yaratıyor.
Küresel ölçekte tanınan Kanadalı tasarım ikilisi Yabu Pushelberg, iç mekân ve ürün tasarımına getirdikleri sofistike yaklaşımla biliniyor. Bu koleksiyon için tasarladıkları “Ripple”, suyun akışkan hareketinden ilham alan heykelsi bir tepsi serisi. Birbirine geçmeli üç doğal taştan oyulmuş tepsi, doğanın organik enerjisini ve kusursuz işçilikle elde edilmiş formları bir araya getirerek doğa ve hassasiyet arasında mükemmel bir uyum sunuyor.
Henge bu yıl ayrıca Palazzo Bovara’da gerçekleşen Alchemica sergisi kapsamında, Patricia Urquiola tarafından tasarlanan sofistike bir mutfak konseptini de ilk kez tanıttı. Maddenin dönüşümünden ilham alan bu “mutfak-laboratuvar”, etkileyici malzeme kurgusuyla simyayı adeta somutlaştırıyor. Tasarımın merkezinde yer alan siyah taş ve mor oniksten oluşan monolitik ada, dokular ve kontrastlar arasındaki etkileşimi kutluyor. Derin, toprak tonları ve ısı ile yanma gibi temel element süreçlerine dayanan bu yaklaşım, pişirme eylemini şiirsel bir simya ritüeline dönüştürüyor.
On yılı aşkın süredir lüks iç mekân tasarımında öncü bir rol üstlenen Henge, sanatı ve işlevi kusursuz bir biçimde birleştiren tasarımlarıyla dikkat çekiyor. 70’i aşkın ülkedeki varlığı ve dünya çapında tanınan mimar ve tasarımcılarla gerçekleştirdiği iş birlikleriyle çağdaş tasarım dünyasına yön vermeye devam ediyor.
Henge tasarımları, Türkiye resmi partneri Mozaik’te görülebilir.